^dökümanlar ^arama ^hakkımda
Güncel Tarih: 27.07.2008 Saat: 03:58:25




| ^/dev/panrandom: Kova burcu erkeğiyim ben :-), genellikle sorun yokken çekip giderim. -- |
Aşağı yukarı 2001 ya da 2002 olması lazım. O dönem, TV8'de yayınlanan Netiket adlı bir programı takip ediyordum. Programı hazırlayan ve sunan Murat J. Aykul,
bu ülkede eşine az rastlanır tipte insanlardan biriydi. Yer yer
felsefeden, yer yer estetik kavramıyla örülü, major depresyon içeren
sitelerden ve "underground" materyallerden söz ediyordu. Farklı bir
bakış açısı vardı...
Bir programda, japonca olduğu için kolaylıkla anlaşılamayan, fakat
içerisinden fevkalade warez'lerin çıktığı bir siteyi tanıtmıştı
(bilinçli bir şekilde). Ve bu ülkede yaşayan insanların alım güçleri
ile, endüstriyel programların fiyatları arasındaki uçurumdan söz etti.
Özellikle yurt dışı yazılımlara odaklı bir tavırdı bu. Hatta BSA
yetkililerini davet edip bu konu hakkında konuşmak istediğini de
söylemişti, hafızam beni yanıltmıyorsa. Program bir süre sonra, sessiz sedasız yayından kalktı... Tavrını açıkça ortaya koymasını takdir etmiştim. O günlerden bu güne, bu bağlamda neler yaşandığını aşağı yukarı biliyoruz. Benim aklımda kalan en ciddi gelişme ise, 1 Ocak 2006'dan beri yaşamına devam eden ve siyasi parti titri taşıyan yegane "korsan parti" olan Pirat partiet'in (Pirate party) söylemlerinin, giderek daha çok yankı buluyor olması oldu. Yazılım sektörü, fena halde emperyalist bir pazarla bütünleşik gelişiyor. Özellikle, tekelleşen yazılımlar bunu bize her fırsatta gösteriyorlar. Kendini, "standart" haline getirip, sizi hapseden birkaç yazılım var değil mi? Lisans maliyetlerinden hoşlanmasanız da gözü kapalı ödeme yaptığınız... Bu, bir nebze kabul edilebilir olabiliyor bazen değil mi? Zaten, bunun kabul edilebilir olduğunu sanmanızı istiyorlar. Özgür yazılımların bu tekelleşmeyi kırıyor oldukları gerçeği, her geçen gün daha çok insan tarafından dile getiriliyor olsa da vahim bir durum var hala: Mevcut sistem hala, bir mimarlık öğrencisinin, AutoCAD'in lisans ücretini nasıl karşılayacağı sorusunu yanıtlayamıyor. Ya da CMYK paletini tam olarak işlemesi gereken ama Photoshop'un lisansını ödeyemeyen bir grafikerin durumuna yardımcı olmuyor. Ya da bu tür ihtiyaçlara birebir alternatifler getiremiyor. İşte kırılma noktası da burası. Kişi ya da kurumların, BSA propagandalarına ortak olmadan önce, durup düşünmeleri gereken nokta, tam olarak burası...
|
