<?xml version='1.0' encoding='UTF-8' ?>
<rss version='2.0'>
<channel>
<title>panhaema.com</title>
<link>http://panhaema.com</link>
<description>Her yer kanla kaplı...</description>
<language>tr</language>
<generator>panhaema.com rss robotu v1.7 (MetaCat)</generator>
<item>
<title>Der Fuehrer's Face</title>
<link>http://panhaema.com/152</link>
<comments>http://panhaema.com/152#yorumlar</comments>
<pubDate>21.03.2010 12:02:20 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<p>Sümerler <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Svastika">svastika</a>yı kullanmaya başlayalı 6000 yıl olmuş. Geçtiğimiz yüzyılda Avrupa'da yaşananları ve artık svastikanın insanların zihninde nelerle eşleşmiş olduğunu öngörörebilselerdi, yüzlerinde nasıl bir ifade olurdu çok merak ediyorum...</p>
<p> </p>
<p>İnsanlık olarak hafızamız çok zayıf vesselam... Geçen akşam ne yediğimizi bile zar zor hatırlayabilirken; kimsenin binlerce yılı, her sosyal infialde aklında tutmasını beklemiyorum tabi. O kadar da zeki değiliz... Hiç olmadıkta zaten. Bunun en güzel kanıtı: "Tarih tekerrürden ibarettir".</p>
<p> </p>
<p>Sıkıldık değil mi? Haydi daha eğlenceli şeylere akalım o zaman <img src="http://panhaema.com/emotions/smiley-laughing.gif" border="0" alt="Laughing" title="Laughing" /> Disney, bu sıralar <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Epic_Mickey">Epic Mickey</a> adlı bir wii platformu oyunu projesiyle yeniden çehre değiştiriyor gibi görünse de hiç bir şey geçmişten alınan o zevk kadar mühim değil... Hayatın anlamı, mutlu anılarda gizlidir derler ya; bakın bakalım Donald Duck (memleketinin propagandasını yaparken) ne tür anılardan dem vuruyor. Ve kollektif hayatımız neden bir türlü "mutluluk" bulamıyor...</p>
<p> </p>
<p> </p>

<object width="640" height="385">
<param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/iumEGAUceDg&hl=en_US&fs=1&rel=0" />
<param name="allowFullScreen" value="true" />
<param name="allowscriptaccess" value="always" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="640" height="385" src="http://www.youtube.com/v/iumEGAUceDg&hl=en_US&fs=1&rel=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed>
</object>
]]>
</description>
</item>
<item>
<title>Silahların gölgesinde yüz elli sekiz gün</title>
<link>http://panhaema.com/148</link>
<comments>http://panhaema.com/148#yorumlar</comments>
<pubDate>17.10.2009 21:10:43 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>02/06/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Selamlaşma d&uuml;rt&uuml;s&uuml;,</p>
<p>Bir t&uuml;r, ben dostum, sana zarar vermeyeceğim ifadesi. Selamlaşma isteğinin y&ouml;n bulmaması, i&ccedil; huzuru ka&ccedil;ıran bir durum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Terzi,</p>
<p>Vitamin talebi y&uuml;z&uuml;nden işini yapmamayı se&ccedil;ebilen yine de gelme ihtimaline binayen &ccedil;alışabilen kişi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>06/06/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yıldırım,</p>
<p>Garip bir bunalım. Hissiyatı bozuk bir g&uuml;n. Sa&ccedil;ma d&uuml;zenlerin d&uuml;zensiz dağılım gecesine hazırlık.</p>
<p>İ&ccedil;inde yaşama, dışarısıyla bağ kurmama. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; d&uuml;şlediğim r&uuml;yaya d&ouml;n&uuml;ş isteği.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>07/06/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;&ouml;le d&ouml;n&uuml;ş,</p>
<p>Onca insan arasında tamamen yapayanlız. Bitkin ve yorgun... Bomboş bir bakış. Hayata dair tek duruş. Bomboş bir bakış...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>12/06/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Par&ccedil;alanmak,</p>
<p>S&uuml;z&uuml;len kanlar ve sarkan et par&ccedil;aları. Donuk bi ifadeyle birlikte. Kendi başına gelme korkusuyla saklama / saklanma isteği.</p>
<p>Evet, insanlar boşuna korkmuyorlar...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>16/06/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yanlızlık,</p>
<p>Anlatırken kullanacağım &ccedil;&ouml;l tasvirinin ne kadar da basmakalıp olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m tarif. Derin boşlukların i&ccedil;inde kaybolup, sonsuza kadar d&uuml;şmek. Tek başına...</p>
<p>Sabaha karşı yaşanan tek kişilik psikolojik &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeler piyesi... Hızlıca kalkmalısın Uğur...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>22/06/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hafıza,</p>
<p>İşlerken bir g&ouml;kkuşağı ş&ouml;leni. Renk renk anılar, tebess&uuml;mler ya da &uuml;z&uuml;nt&uuml;ler demeti.</p>
<p>Karanlık iken başıboş hissetme, kendinden uzaklaşma hali. Ait olduğun yaşamı kaybetmek...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>03/07/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hi&ccedil; bir şeye sana i&ccedil;erlediğim kadar i&ccedil;erlemiyorum...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>16/07/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sancılı (FMF), sancısız (cilbert) hastane g&uuml;nleri... &Ouml;yle g&uuml;nler ge&ccedil;miş ki "&ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r" dedirten yer. K&ouml;t&uuml;n&uuml;n iyisi kavramı.</p>
<p>Az kaldı...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>28/07/09</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m iyilerin en iyisi, beyazların en beyazı, meleklerin en masumusun...</p>
<p>Beyazlar giyen agresif meleklerin arasında...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sabır... Bunca g&uuml;n sadece bunu &ouml;ğretti.</p><meta name="date" content="17.10.2009 21:10:43">]]>
</description>
</item>
<item>
<title>Sayısal Mücadele ve Wii</title>
<link>http://panhaema.com/145</link>
<comments>http://panhaema.com/145#yorumlar</comments>
<pubDate>30.03.2009 09:15:14 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<div>Bir süredir Nintendo'nun dillere destan konsolu (ki Nintendo konsol dünyasının Apple'ı bana kalırsa), Wii çerçevesinde takip ettiğim bir topluluk var. Bu insanlar Homebrew (Ev yapımı) uygulamalar konsepti altında Wii üzerindeki açıkları kullanarak çeşitli yazılımların wii portlarını oluşturmaktalar ve hatta yer yer kendi yazılımlarını da geliştirmekteler.</div>
<div></div>
<div>Nintendo ile ilgili fikirlerimi ve bir takım detayları vakt-i zamanında <a href="/144">şurada</a> paylaşmıştım.</div>
<div></div>
<div>Beni tekrar konuyla ilgili yazmaya iten nokta ise bu topluluğun geliştiricilerin yararlandıkları pek çok kaynağın,</div>
<div>özgür yazılım camiasının ortaya koyduğu ürünler olması. Ve bu topluluğun konsol habitatı ekseninde, sosyal anlamda oluşturduğu reflekslerle ilgili.</div>
<div></div>
<div>Basitçe başlamak gerekirse, ortada iki taraf var. Nintendo ve diğerleri. Ortaya ürünü koyan ticari bir kuruluşsa ve</div>
<div>"açık" bir iş modelini benimsememişse genelde şirket ve diğerleri şeklinde ayırmak hemen hemen her durum için kolay iken, burada durumu ilginçleştiren, eşine az rastlanır türden bir gövde gösterisi var...</div>
<div></div>
<div>Wii'nin yapabileceği pek çok şeyin, hemen hemen hiç birini yapmıyor olmasıyla ilgili bir hikaye var ortada. Bu duruma bayağı canı sıkılan birkaç hacker önce Wii içerisinde kod çalıştırmaya izin veren bir açığı keşfederek. Wii'ye sızmayı başarıyorlar. Hızla yapılan ilk iş, temel bir platform oluşturmak (Homebrew Channel), sonrasında da yapılan tüm geliştirmelerin, kurulum/kullanım ve değişim süreçlerinin kurallarını koyan standartları geliştirmek olmuş.</div>
<div></div>
<div>Haliyle Nintendo bu duruma hali/vakti/aklı (iş modelini düşünerek ortaya konan bir trio'dur) yerinde her şirketin yaklaşacağı şekilde yaklaştı. Önce söz konusu açığı yamadı ve bu açık kullanılarak yüklenen Home Brew Channel'in bir daha yüklenemeyecek olmasından emin olmaya çalıştı. Zira HBC'yi silmeye yönelik bir hamle geliştirmesi zordu çünkü, HBC sistemin her yerine ulaşabilen uygulamaları bünyesinde barındırıyordu. Bu tür bir girişimin sonucu muhtemelen konsolun soluğu teknik serviste almasıyla sonuçlanırdı...</div>
<div></div>
<div>O günlerden bu günlere, tabiri caizse bir Nintendo vurdu bir de hacker'lar <img src="http://panhaema.com/emotions/smiley-laughing.gif" border="0" alt="Laughing" title="Laughing" /></div>
<div></div>
<div>Nintendo bir türlü HBC kullanımını kesemedi, köşeye sıkıştırmaya yönelik her adımına anında tepki verildi.</div>
<div></div>
<div>Geçtiğimiz günlerde San Francisco'da düzenlenen GDC (Game Developers Conference) 2009 da Wii'nin en son sistem versiyonu Satoru Iwata (Nintendo'nun başkanı) tarafından lanse edilmişti. Wii'nin hafıza problemlerine</div>
<p><img src="http://panhaema.com/uploads/hbc.jpg" border="0" alt="The Homebrew Channel" title="The Homebrew Channel" width="270" height="200" align="right" /></p>
<div> yönelik ciddi iyeleştirmelerin yapıldığı bu sürüm HBC için pek çok önlem içeriyordu. Hatta bu önlemlerin bir kısmı Kore'de yayınlanan bir ara sürüm ile test edilmişti. Evet, o sürümü sadece Kore gördü <img src="http://panhaema.com/emotions/smiley-smile.gif" border="0" alt="Smile" title="Smile" /> 4.0 sürüm numarasıyla yayınlanan sistem versiyonunun (<span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold">bu sürümden önce Kore'de 3.5 yayınlanmıştı, dünyanın geri kalanı ise 3.4 sürümünden 4.0'a direkt geçtiler</span>) yarattığı tüm olumsuzluklara (!) rağmen, duyurulmasından bir kaç saat sonra forumlardan software modded olan eski sistemlerin sağlıklı yükselebildiği haberleri gelmeye başladı. Sizce Nintendo buna göz mü yumdu?</div>
<div></div>
<div>Hatta wii hacker'ları sürümü öylesine benimsediler ki artık yeni geliştirme tabanının ve hedef platformun 4.0 olması yönünde bir takım gelişmeler yaşandı <img src="http://panhaema.com/emotions/smiley-smile.gif" border="0" alt="Smile" title="Smile" /></div>
<div></div>
<div>Wii'ye dair en son gelişme ise, sahip olduğu usb portunu kullanarak, buraya takılacak herhangi bir depolama ünitesinden yedeklediğiniz oyunları (ne yani yedek alamaz mıyım?) oynayabilmeniz yönünde.</div>
<div></div>
<div>Konu üzerine pek çok metafor ortaya konulabilecek olduğundan, pek çoğunu okuyucuya bırakarak, bir iki şey söylemek isterim.</div>
<div></div>
<div>Bahsi geçen hikayenin DS/PS3/PSP/XBOX360 varyasyonlarını da başka yerlerden okumanız olası.</div>
<div></div>
<div>Şimdi bir de olayın "iki tarafının" olmadığı bir konsol örneğini hatırlayalım: GP2X</div>
<div>Hatırlayacağınız üzere, bu cihaz üzerinde geliştirme faliyetinde bulunmak ve "becerebildiğiniz" her şeyi yapmak tamamen serbest.</div>
<div></div>
<div>Çoğu zaman bireysel olarak yapılan iyileştirmelerin, resmi sistem sürümlerinde yer bulmuş olması da bir o kadar ince bir nüans GP2X açısından.</div>
<div></div>
<div>Hikayeleri bir kenara bırakıp işin teknik detaylarından da biraz bahsetmek isterim:</div>
<div></div>
<div>HBC çerçevesinde geliştirilen her uygulamanın, SDK'sı devkitPRO (<a href="http://www.devkitpro.org/">http://www.devkitpro.org/</a>)</div>
<div></div>
<div>Sadece Wii çerçevisinde değil aklınıza gelebilecek tüm popüler konsolların Home Brew temeli bu SDK'ya dayanmakta. Şöyle bir içine girdiğinizde GCC ekseninde toparlanmış, pek çok araç ve ana kodu başka projelerden fork etmiş pek çok kütüphaneler göreceksiniz.</div>
<div></div>
<div>Özellikle Wii'yi HBC ile kullanan kullanıcılar için, Linux ve Linux uygulamaları oldukça tanıdık. Örneğin HD Video oynatma kapasitesi olmasına rağmen offical haliyle DVD filmleri bile oynatamayan Wii'nin Home Brew tarafında çözümü mplayer. Hatta mplayer kodlarını kullanarak kendi oynatıcılarını yazanlar da mevcut.</div>
<div></div>
<div>Konunun lisanslar ve telif hakları bakımından felsefi tartışmalar çıkarmaya çok müsait olduğu çeşitli forumlardan görmek olası olsa da genel kanı açık kaynak felsefesinin iyi ki var olduğu yönünde <img src="http://panhaema.com/emotions/smiley-smile.gif" border="0" alt="Smile" title="Smile" /></div>
<div></div>
<div></div>
<div>
<ul>
<li><a href="http://www.teknoconsolas.es/blog/waninkoko/anuncio-de-una-nueva-aplicacion">http://www.teknoconsolas.es/blog/waninkoko/anuncio-de-una-nueva-aplicacion</a> (Usb Iso Loader)</li>
<li><a href="http://wiibrew.org/wiki/Main_Page">http://wiibrew.org/wiki/Main_Page</a> (Wii Homebrew Wiki)</li>
<li><a href="http://hbc.hackmii.com/">http://hbc.hackmii.com/</a> (Homebrew Channel)</li>
<li><a href="http://lifehacker.com/400581/hack-your-wii-for-homebrew-apps-and-dvd-playback">http://lifehacker.com/400581/hack-your-wii-for-homebrew-apps-and-dvd-playback</a> (Wii ve Mplayer)</li>
<li><a href="http://blog.wired.com/games/2009/03/gdc-live-blog-n.html">http://blog.wired.com/games/2009/03/gdc-live-blog-n.html</a> (GDC 2009 Nintendo Anonsu)</li>
<li><a href="http://www.gp2xtr.com/">http://www.gp2xtr.com/</a> (GP2X TR)</li>
</ul>
</div>
<p> </p>]]>
</description>
</item>
<item>
<title>Adalet en ütopik düş iken</title>
<link>http://panhaema.com/131</link>
<comments>http://panhaema.com/131#yorumlar</comments>
<pubDate>28.09.2007 20:37:01 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<p>
&Ccedil;ok nadir oluyor b&ouml;yle şeyler bu gezegende: &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k isteyen budist rahipler sessizce y&uuml;r&uuml;yorlar... Derken, vurulmaya başlıyorlar. Sonra Burma'da rejim sarsılmaya başlıyor. D&uuml;nya'nın &ccedil;eşitli yerlerinden insanlar Burma'nın &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in &ccedil;aba g&ouml;stermeye başlıyorlar (<a href="http://www.freeburma.org/">http://www.freeburma.org/</a>).
</p>
<p>
<br />
Erdemli bir protesto y&uuml;z&uuml;nden Burma'nın kaderi değişecekse, bildiğim herşeyi unutmaya hazırım ben... Budist bir tapınak aramam an meselesidir o vakit.
</p>
<meta name="date" content="28.09.2007 20:37:01">]]>
</description>
</item>
<item>
<title>Lina</title>
<link>http://panhaema.com/130</link>
<comments>http://panhaema.com/130#yorumlar</comments>
<pubDate>20.09.2007 09:23:48 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<p>
<a href="http://openlina.org/">Lina</a>, bug&uuml;n beni tonla iş/zaman/para'dan kurtaran fevkalade bir platform! Linux uygulamalarınızı, <a href="http://openlina.org/screenshots.html">Windows ve MacOS</a> altında &ccedil;alıştırabilmek i&ccedil;in ilahi bir yol; bir t&uuml;r <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=enel+hak">enel hak</a> motivasyonu... 
</p>
<p>
Şiddetle incelenesi ve&nbsp;feyz alınası bir şey! 
</p>
<p>
Şu saatte b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n&uuml;n işini bitirebilme yetisi aynı zamanda ahahahaaa... 
</p>
<meta name="date" content="20.09.2007 09:23:48">]]>
</description>
</item>
<item>
<title>Lovefest olsun, olmazsa FSF için F...fest olacak...</title>
<link>http://panhaema.com/128</link>
<comments>http://panhaema.com/128#yorumlar</comments>
<pubDate>09.09.2007 15:33:50 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<p>
<a href="http://www.oreillynet.com/pub/au/3039">Noah Gift</a>, <a href="http://www.oreillynet.com/onlamp/">ONLamp</a>'de <a href="http://www.oreillynet.com/onlamp/blog/2007/09/opensolaris_vs_gnulinux_deathm.html">dem vurmuş</a>; bir d&ouml;nemin en <a href="http://blogs.sun.com/jonathan/entry/one_plus_one_is_fifty">ilgi</a> <a href="http://lkml.org/lkml/2007/6/12/232">&ccedil;eken</a> tartışmasından.
</p>
<p>
<br />
<img src="http://panhaema.com/uploads/vervet.jpg" border="0" alt="Vervet Maymunu" title="Vervet Maymunu" width="105" height="105" align="left" />Tartışmanın i&ccedil;eriği <a href="http://people.fluidsignal.com/~luferbu/misc/Linus_vs_Tanenbaum.html">Tanenbaum vs Linus</a> kadar eğlenceli olmasa da, (ne zaman g&ouml;z&uuml;m ilişse, oturduğum yerdeki pozisyonumu korumakta zorlanırım) 'ilgin&ccedil;'. Tek kelimeyle ifade edebiliyorum sadece; a&ccedil;ık&ccedil;ası benim de kafam karıştı, Konuyu algılamak ve mantıklı hareket etmek, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde Ay'ı bulmak kadar kolayken, kollektif zekanın bazen pek de 'parlak' bir şey olmadığına kanaat getiriyor insan... Seleksiyonun &ouml;nemi ortaya &ccedil;ıkıyor... Yine de, Vervet maymunlarının, yiyecek i&ccedil;in fahişelik yaptıklarını &ouml;ğrendiğimden beri (<a href="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2001/08/21/18507.asp">baya olmuş be</a> [*]), artık &ccedil;ok az şeye şaşırıyorum <img src="http://panhaema.com/emotions/smiley-smile.gif" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
</p>
<p>
Solaris'le tanışıklığım &ccedil;ok eski olmasa da neden y&ouml;netilebilirlik ve g&uuml;venlik anlamında tek ge&ccedil;ildiğini anlayabilecek kadar uğraştım kendisiyle...<br />
<br />
Umarım bu bağlamda, s&ouml;z konusu g&uuml;ndem; kutuplaşmamalara yol a&ccedil;maktansa, birleşmelere neden olur. Solaris gibi bir g&uuml;c&uuml;, karşıya almak, tam bir aptallık olur.
</p>
<p>
İyi ki aklı başında insanlar da var bu d&uuml;nya da... [<a href="http://ianmurdock.com/">1</a>][<a href="http://www.opensolaris.org/os/project/indiana/">2</a>] 
</p>
<p>
[*] O d&ouml;nem, bir arkadaşım bunu okuduktan sonra din değiştirmişti. Ulan ne g&uuml;nlerdi be eheheha 
</p>
<meta name="date" content="09.09.2007 15:33:50">]]>
</description>
</item>
<item>
<title>İnnovasyon?</title>
<link>http://panhaema.com/124</link>
<comments>http://panhaema.com/124#yorumlar</comments>
<pubDate>31.07.2007 14:32:36 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<p>
BTHABER&nbsp;(Sayı:631, Sayfa:6) yazarlarından Edip &Ouml;ymen, anlamlı bir derleme <a href="http://www.bthaber.com.tr/haber.phtml?yazi_id=585000130">yapmış</a>. D&uuml;nyamızın acınası durumu ve <a href="/81">şurada</a> da bahsettiğim, bilgisayar atıklarından altın&nbsp;v.b. elde etmek hakkında: 
</p>
<p>
<strong>&quot;6 in&ccedil;lik (15 cm) bir silikon yongasının &uuml;retimi i&ccedil;in kullanılan bazı malzemelerin hesabını &ldquo;Electronic Industry Good Neighbour Campaign&rdquo; adlı kuruluş yapmıştı birka&ccedil; yıl &ouml;nce: <br />
<br />
* 90 metrek&uuml;p &ccedil;eşitli yoğunlukta gazlar <br />
<br />
* Yarım metrek&uuml;p zararlı/zehirli gazlar <br />
<br />
* 10 bin 342 litre iyonsuz su <br />
<br />
* 10 kilo &ccedil;eşitli kimyasallar <br />
<br />
* 285 kilowatt saat elektrik enerjisi <br />
<br />
Sonu&ccedil;ta 15 cm bir yonga yapılıyor. Ama şu atıklarla: <br />
<br />
* 11 kilo sodyum hidroksit <br />
<br />
* 13 bin litreye yakın atık su <br />
<br />
* 3 kilo &ccedil;eşitli zararlı atıklar <br />
<br />
Bir başka hesap: 2 gram ağırlığında bir yonga &uuml;retiminde 1.6 kilo fosil yakıt + 72 gram kimyasal + 32 kilo su kullanılıyor. Tek bir yonga ağırlığının 700 katı! <br />
<br />
İşi biten elektronik cihazlar, &ldquo;&ccedil;&ouml;p&rdquo; olunca, s&ouml;k&uuml;lmek &uuml;zere &Ccedil;in, Hindistan ve Nijerya başta 3. D&uuml;nya&rsquo;ya g&ouml;nderiliyor. (Bizim Aliağa kıyısına, Bangladeş&rsquo;e s&ouml;k&uuml;me getirilen gemiler gibi). Sadece &Ccedil;in&rsquo;in Guiyu y&ouml;resinde 110 bin kişi, ge&ccedil;imini bu atıklardan sağlıyor. G&uuml;ndelik kazan&ccedil;ları 2-4 dolar. <br />
<br />
<font color="#ff0000">Yılda 20-50 milyon ton elektronik atık oluşuyor. Bunun değeri 2009 yılında 11 milyar doları bulacakmış</font>. Bu verileri sıralayan Foreign Report dergisi (Mayıs-Haziran 2007) ayrıca şu bilgiyi veriyor: <br />
<br />
* <font color="#ff0000">1 ton bilgisayar atığındaki altın, 17 tonluk bir altın cevherindekinden &ccedil;ok.</font><br />
<br />
* Atık elektrik devrelerindeki bakır, bu maden cevherindeki bakırdan 40 kat daha zengin. <br />
<br />
* Atıklarda altın, bakır, al&uuml;minyum gibi yararlı metallere karşın; kurşun, civa, kadmiyum gibi zararlılar da var. S&ouml;k&uuml;m işleri yapılırken, sağlık &ouml;nlemi alınmadığını tahmin edebilirsiniz.&quot;</strong> 
</p>
<meta name="date" content="31.07.2007 14:32:36">]]>
</description>
</item>
<item>
<title>Yeteri kadar varsa, parayla da saadet olur....</title>
<link>http://panhaema.com/120</link>
<comments>http://panhaema.com/120#yorumlar</comments>
<pubDate>19.07.2007 20:38:34 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<p>
Ortaokul yıllarında ilkel komünal toplulukların nasıl olupta kollektif zekaya büründüklerini merak ettiğim günleri hatırlıyorum. Öyle durup dururken bu soruları kendime sormuyordum, merak ettiğiniz buysa. Maymunlar Cehennemi ve Flash Gordon izlerken daha çok... O dönemde iktidar ve yönetim sistemleri fena halde ilginç geliyordu. Sosyal anlamda hiyerarşik denklik, humanizmanın zirversiydi benim için. Soğuk doğu ülkelerinden esen rüzgarları içime çekmek keyifliydi ama çok geçmeden soğuk algınlığı geçirmiştim. Herhalde hayatımın evrilişiyle de ilgisi olan bir konudur. "Hiç", "kurgu" ve "karanlık" gibi kelimeler benim için çok önemli olmuştur hayat boyu... <br />
<br />
<img src="http://panhaema.com/uploads/dsc01274-1.jpg" border="0" alt="Trampet ve siyah bayraklar" title="Trampet ve siyah bayraklar" width="384" height="288" align="left" />Üniversite yıllarında ise, yanan siyah bayraklar gördüm. "Daha güzel bir dünya için batsın bu dünya" sloganını, cezaya kaldığı sınıfın tahtasına yazan Bart Simpson posterleri gördüm. Sloganlar atmadan önce, "dersten geçmek" dışında bir amacı olmayan öğrencileri ansızın çıkışlarıyla ürperten ve korkanları ayıran, trampet sesleri duydum. sadece trampet çalan iki gencin, 2000'den fazla insanı korkutabildiğini gördüm. Çünkü arkasından, bir grup insan tartaklanacaklarını bile bile, kimselerin söylemeye cesaret edmediği şeyleri söylüyordu. Sabırla, korkmadan, defalarca... Bu kararlılığın, bedelini sloganlara katılanlar ödese de, korkusunu çeken onlar değildi en azından. Onların geleceğini haber veren trampetler, mülayim öğrencileri korkuturdu ekseriyetle... Evet bana da dokunaklı, ama aynı zamanda da eğlenceli bir fransız filmi gibi geliyordu o zamanlar.<br />
<br />
Yönetime yaklaşımı hayatının her döneminde isyan sesleriyle şekillenen biri olarak hala daha devlet kavramının insan doğasına uygun olmadığını düşünüyorum... Ahlak normlarına endeksli standartları, onları oluşturanları ve gözetenleri salaklıkla suçluyorum. Sadece keyifli ve huzurlu bir yaşam istiyorum. Toplumsal tabuların yok olmasını istiyorum hatta... İnsan hayatının önemsenmesini istiyorum...<br />
<br />
Aslında bu günlük girdisinin konusu neden oyumu genç partiye vereceğim olabilirdi. Ama konu benim için biraz daha önemli: Şu an sosyal anlamda ne durumdayım? Toplumun dışında kalmak isterken, toplumun saygı duyduğu statülere yükselmek için ne yaptım? 
</p>
<div style="text-align: center"><center>
<img src="http://panhaema.com/uploads/aut_0127-1.jpg" border="0" alt="OLMAYA DEVLET CİHANDA!" title="OLMAYA DEVLET CİHANDA!" width="560" height="420" />
</div></center>
<p>
Haftanın 6 günü sabah 6 da kalkıp işe gidiyor ve en erken akşam 6'da eve dönüyorum (eğer akşam bu saatlerde eve dönmeyi başarabilirsem kendimi iyi hissediyorum). Son 4 ay'da arabamı ikinci kez değiştirdim (Nissan Micra aldım, Opel Corsa maceramın ardından). Birikim yapmaya çalışıyor ve geleceğimle ilgili yatırımlara göz atmayı planlıyorum şu sıralar. Toplumsal anlamda, eşe dosta uzuuun uzun anlatılabilir şeyler bunlar. Arkadaş ortamında da muhabbeti en az 1-2 ay taze tutabilecek konular... Benim seçmediğim bir yaşamsal yaklaşıma ne kadar da adapte olmuşum. Acaba özümü mü kaybetmişim? Kendimi mi unutmuşum? <br />
<br />
Bana dün sorulduğunda da bugün de ve hatta yarın sorulduğunda da hayata karşı duruşum hala daha "kurgusal", "karanlık" ve bireysel özgürlüklerin maksimum düzensizliğe özlemiyle örülü... Özel hayatım böyle şekilleniyor... İçine girdiğim elbiseyi çok sevmiyorum ve bir fırsatını bulduğumda üstümden atacağım. <br />
</p>
<div align="center">
Peki neden hemen atamıyorum?<br />
<br />
Para = Güç<br />
Güç = Konforlu yaşam<br />
<br />
Konfor nedir?<br />
<br />
Dilediğin gibi olması lüksüdür.<br />
<br />
O zamana kadar...<br />
</div>
<p>
Yeterince tecrubesizken, oportonist ilan etmek daha kolay geliyordu. Şimdi biraz daha zor (dikkatinizi çekerim "biraz"). Yaşlandıkça, umutlar ve arzular, uygun anları bulmak için yatılan pusulara dönüyor. Yeterince dinlenebildiyseniz pusuya yattığınız yerde, o zaman bir şansınız oluyor arzularınız için ve tabi ki umutlar için de...<br />
<br />
O zamana kadar yeterince para kazanıp, parayı ortadan kaldırmak için bu paryı kullanacak bir şirket hayal ediyorum sadece... Dünya tarihinin en büyük paradoxuna hoşgeldiniz, şeklinde bir lansman da bekliyorum kendilerinden...<br />
<br />
Oyumu da Genç partiye vereceğim ki, Cem Uzan iktidar olup 3 vakte kadar ekonomiyi ve siyaseti çökertsin... Eğer böyle bir şey olursa, sistem karşıtı gruplar kendisini idol olarak bile hatırlayabilir <img src="http://panhaema.com/emotions/smiley-cool.gif" border="0" alt="Cool" title="Cool" /> 
</p>
<p>
Sadece yaşam konforu... Sadece bu... Bir de ormanla sahilin birbirine girdiği bir kumsalın üstündeki evin balkonunda güneşlenirken akşamüstü, yanımda yatan o hoş hatun (BSG'den hatırlayalım: Caprica ve Gaius Baltar)...
</p>
<meta name="date" content="19.07.2007 20:38:34">]]>
</description>
</item>
<item>
<title>Bu şekilde oy...</title>
<link>http://panhaema.com/118</link>
<comments>http://panhaema.com/118#yorumlar</comments>
<pubDate>09.07.2007 05:58:48 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<a href="/uploads/dpvslast.jpg"><center><img src="http://panhaema.com/uploads/lolmetal_celticfrost.jpg" border="0" alt="Do Not Want" title="Do Not Want" width="500" height="332" /></a></center>
<meta name="date" content="09.07.2007 05:58:48">]]>
</description>
</item>
<item>
<title>donkey.bas ve patent ihlalleri</title>
<link>http://panhaema.com/113</link>
<comments>http://panhaema.com/113#yorumlar</comments>
<pubDate>17.05.2007 23:59:59 +0300</pubDate>
<description>
<![CDATA[<p>
1980'ler... Taşların, yerini henüz tam olarak bulamadığı endüstrilerden biri olan biri: Personal Computing. IBM PC'lerin ve BASIC programlama dilinin performansını ortaya koymaya çalışan iki programcı <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/DONKEY.BAS">donkey.bas</a>'ı yazar...<br />
<br />
Aradan yıllar geçer. donkey.bas'ın programcılarından <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bill_gates">biri</a>  o yılları şöyle anar:<br />
<br />
<em>"Actually, it was myself and Neil Thompson [sic] at four in the morning with this prototype IBM PC sitting in this small room. IBM insisted that we had to have a lock on the door and we only had this closet that had a lock on it, so we had to do all our development in there and it was always over 101 degrees, but we wrote late at night a little application to show what the Basic built into the IBM PC could do. And so that was Donkey.bas. It was at the time very thrilling."</em>
</p>
<p>
<em><br />
</em><img src="http://panhaema.com/uploads/320px-Donkey.bas_game.png" border="0" alt=" " width="320" height="200" align="left" />
</p>
<p>
Hatta o programcının bu açıklamaları yaptığı yıllarda donkey.bas, .NET uygulamalarının performansını göz önüne koymak adına <a href="http://www.microsoft.com/downloads/details.aspx?FamilyID=990d0ec1-23ea-4408-898d-1fd5727a8890&displaylang=en">tekrar ele alınır.</a> <br />
<br />
Aradan geçen yıllara rağmen çeşitli yazılım geliştirme platformlarını meşhur etmeye/tanıtmaya devam eden bu küçük oyun kodu, açık mavi bir gezegenin yollarında direksiyon sallayan yalnız bir F1 pilotu olduğunuzu varsaymanızla başlar. Kabaca (?) yola fırlayan eşeklere çarpmamak için mücadele verdiğiniz bu oyunda, çarptığınız eşekler, puan almaktadır...<br />
<br />
Yıl 2007 oldu, çarptığımız eşekler hala puan alıyor demek geliyor ama daha retorik yazmak lazım: 
</p>
<p>
Şimdi bu oyunun yaptığı patent ihlallerini gözden geçirelim:<br />
<br />
<strong>1-</strong> Mavi ambians. Dolayısıyla, Venus akla geliyor. İleriye dönük gezegensel bir patent ihlali olabilir.<br />
<strong>2-</strong> F1 aracı. Kesinlikle affedilmez bir ahlaksızlık. F1 aracı tasarlayanların, 80'lerdeki maddi durumunun yegane nedenlerinden biri olması kuvvetle muhtemel.<br />
<strong>3-</strong> Eşek. Yaradana patent borcunuz var...<br />
<strong>4-</strong> Kontrol tuşları.<br />
<strong>5-</strong> Yol çizgileri.<br />
<strong>6-</strong> Puanlama sistemi.<br />
<strong>7-</strong> Eşeğe çarpınca arabanın parçalanması. Fizik kuralları dahilinde bir ihlal...<br />
<br />
Zorlasam da 200'ün üstüne çıkamam sanırım. Hayal gücüm o kadar geniş değil...<br />
<br />
MS CEO'larının / hukukçularının örneklediği <a href="http://www.eweek.com/article2/0,1759,1729908,00.asp">ihlaller</a>  ise çoğunlukla, kemikleşmiş standarlar ya da MS işletim sistemlerine uyum sağlamak için yazılmış kütüphanelere (FAT, NTFS desteği gibi ya da MS OFFICE formatları) ait. Bir de görsel arayüze dair patent ihlalleri var ki evlere şenlik...<br />
<br />
Ticari kaygılar bu tip şeyler yapmak için, çoğu zaman, yeterli görünüyor. Bu yüzden bu saçma fikirlere saygı duyuyorum:
</p>
<center>
<img src="http://panhaema.com/uploads/20070514.gif" border="0" alt=" " width="385" height="386" />

<div style="text-align: center">
Yapısı gereği linux, kullanım oranlarını görebileceğiniz bir işletim sistemi değil. Bunun "<a href="http://www.newlaunches.com/archives/windows_vista_sells_40_million_licenses_in_100_days_the_fastest_in_history.php">Vista'nın satış rakamları, lisanslı linux rakamlarını aştı</a>" gibi saçma sapan yorumlar için bir avantaj oluşturduğunu düşünmekte mümkün; ama diğer taraftan bu kaotik yapı, MS gibi tekellerin doğrudan ve bir anda tüm kaynağı tüketecek şekilde linux'e saldırabilmesini de önlüyor... Hatta linux kullanmayı keyifli hale getiren unsurlardan biri de postmodern bir yapıyla karşı karşıya değilseniz,  bu tür anket sistemleri  için tamamen bir hayalet olmanız...   
</div>
<div style="text-align: center">
</div>
<div style="text-align: center">
Bu da tamamen bakış açısı ile ilgili <img src="http://panhaema.com/emotions/smiley-laughing.gif" border="0" alt="Laughing" title="Laughing" /> <br />
</div></center>
<meta name="date" content="17.05.2007 23:59:59">]]>
</description>
</item>
</channel>
</rss>
